top of page
TAHD

Hassas Çocukları Değiştirmeyin, Anlayın!

8 saat önce
3 dakikada okunur

‘Dil ve konuşma terapisti’  Nuriyye Novruzova: “Çocuğun davranışı çoğu zaman kendini ifade etme çabasıdır.”

 

Çocuklarda konuşma gecikmesi, iletişim güçlükleri, duyusal hassasiyetler ve otizm spektrumuyla ilişkili gelişimsel farklılıklar, erken yaşlardan itibaren dikkatle değerlendirilmesi gereken konular arasında yer alıyor. Bu belirtilerin zamanında fark edilmesi, uzman desteğine erken başvurulması ve aile ile uzmanlar arasında iş birliğinin sağlanması, çocuğun gelişim sürecinde önemli rol oynuyor.

 

Dil ve konuşma terapisti Nuriyye Novruzova, Crossmedia.az’a yaptığı açıklamada hassas çocuklarla çalışmanın temel ilkelerine, konuşma ve sosyal iletişim güçlüklerinin erken belirtilerine ve modern teknolojilerin terapi sürecindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Novruzova’ya göre çocuklarda görülen konuşma gecikmesini, davranış farklılıklarını ve duyusal hassasiyetleri yalnızca yaşa bağlı gelişim özellikleri olarak değerlendirmek ya da kapris olarak nitelendirmek doğru değil. Bazı durumlarda bu davranışlar, çocuğun ihtiyaçlarını ifade etmekte veya çevresiyle iletişim kurmakta zorlandığının göstergesi olabiliyor.

 

Uzman, ailelerin “Babası da geç konuşmuştu”, “Erkek çocukları geç konuşur” veya “Büyüyünce düzelir” gibi düşüncelerle profesyonel desteğe başvurmayı erteleyebildiğine dikkat çekiyor. Oysa çocuğun adına tepki vermemesi, akranlarıyla iletişim kurmakta zorlanması ya da ses, ışık, dokunma ve yiyeceklerin dokusu gibi duyusal uyaranlara aşırı hassasiyet göstermesi, dikkatli gözlem gerektiren belirtiler arasında bulunuyor. Bu işaretlerin tek başına herhangi bir tanı anlamına gelmediğini belirten Novruzova, gerektiğinde uzman değerlendirmesine başvurulmasının önemini vurguluyor.

 

Hassas çocuklarla çalışırken yapılan temel hatalardan birinin çocukları birbirleriyle kıyaslamak olduğunu ifade eden Novruzova, “Başkalarının çocuğu konuşuyor, sen neden konuşmuyorsun?” gibi ifadelerin gelişimi hızlandırmak yerine çocuk üzerinde baskı ve kaygı oluşturabileceğini belirtiyor. Benzer şekilde çocuğun davranışlarını doğrudan inatçılık, yaramazlık veya disiplinsizlik olarak yorumlamak da yaşanan güçlüklerin altında yatan nedenlerin anlaşılmasını zorlaştırabiliyor.

 Uzman terapist  Nuriyye Novruzova
Uzman terapist Nuriyye Novruzova

Aile iş birliği terapi sürecinin ayrılmaz bir parçası

 

Novruzova, terapi sürecinin yalnızca uzman eşliğinde gerçekleştirilen seanslarla sınırlı kalmaması gerektiğini söylüyor. Çocuğun günlük yaşamında kurulan iletişim, ailenin yaklaşımı ve terapi sırasında kazanılan becerilerin ev ortamında desteklenmesi, gelişim sürecini doğrudan etkileyebiliyor.

 

Bu nedenle ebeveynlerin terapi sürecinde pasif bir gözlemci olarak kalmaması, aktif rol üstlenmesi gerekiyor. Çocuğun doğal gelişim ortamı olan aile içinde sabırlı, tutarlı ve bireysel ihtiyaçlara uygun bir iletişim kurulması büyük önem taşıyor.

 

Uzman, modern teknolojilerin dil ve konuşma terapisi alanında sunduğu olanaklara da değiniyor. Oyun temelli ve dijital uygulamalar, çocuğun etkinliklere ilgisini artırabilirken gelişimin düzenli olarak izlenmesine de katkı sağlayabiliyor. Ancak Novruzova’ya göre teknoloji, uzman değerlendirmesinin veya yüz yüze iletişimin yerini alamaz; yalnızca doğru seçildiğinde ve amaca uygun kullanıldığında destekleyici bir araç olarak işlev görür.

 

Çocukların gelişim sürecinde hızlı sonuç beklentisinin her zaman gerçekçi olmadığını belirten Novruzova, ilerleme hızının çocuğun bireysel özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre değişebileceğini ifade ediyor. Temel hedefin çocuğu başkalarına benzetmek değil, iletişim becerilerini geliştirmek ve potansiyelini ortaya çıkarmak olması gerektiğini vurguluyor.

 

 Küçük ilerlemeler de büyük anlam taşıyor

 

Novruzova’ya göre çocuğun ilk kez bir kelime söylemesi, isteğini ifade etmesi veya iletişim kurmak için adım atması, aile açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. Gelişimi yalnızca uzun cümleler kurmak ya da büyük değişimler göstermek üzerinden değerlendirmek doğru değildir. İlk bakışta küçük görünen ilerlemeler, çocuğun bireysel gelişim yolculuğunda önemli kazanımları temsil edebilir.

 

Uzman, hassas çocuklara yönelik anlayışlı yaklaşımın yalnızca aile ve terapi ortamıyla sınırlı kalmaması gerektiğini de belirtiyor. Kreşlerde, okullarda ve kamusal alanlarda çocukların etiketlenmediği, ailelerin suçlanmadığı ve destekleyici bir tutumun benimsendiği bir toplumsal anlayışın geliştirilmesi önem taşıyor.

 

Sonuç olarak, konuşma ve iletişim güçlüklerine ilişkin kaygılar ortaya çıktığında zamanında uzman desteğine başvurulması, çocuğun bireysel ihtiyaçlarının dikkate alınması ve aile ile uzman arasında güçlü bir iş birliği kurulması temel gereklilikler arasında yer alıyor. Hassas çocuklarla çalışmanın merkezinde onları belirli kalıplara sokmak değil; ihtiyaçlarını anlamak, kendilerini ifade edebilecekleri koşulları oluşturmak ve gelişimlerini desteklemek bulunuyor.

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page